Announcement

Collapse
No announcement yet.

SOHBET ... ALLAHÜ TEÂLÂYA ŞÜKRETMEK

Collapse

Unconfigured Ad Widget

Collapse
X
Collapse
Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
  • Filter
  • Time
  • Show
Clear All
new posts

  • SOHBET ... ALLAHÜ TEÂLÂYA ŞÜKRETMEK

    Allahü teâlâyı sevmek için sebepler pek çoktur:

    Evvelâ, Müslüman bir ana-babanın evlâdı olarak dünyaya gelmek, bütün ömrümüzce, Allahü teâlâyı sevmek, O’na şükür ve hamd etmek için, tek başına en büyük sebeptir. Müslümanlığı sevmiş, elinden geldiği kadar da, Müslümanlık yolunda yürümeye gayret etmiş bir âilenin çocuğu olmak da, ayrı bir tâlihdir. İsmi Müslüman ismi olup da, Müslümanlık icaplarını yapmayan hatta Müslümanlığı hor gören, nice sözde Müslümanlar var. Akıl ve izân sâhibi olmak, iyi ve kötüyü anlayabilecek bir tahsîl ve anlayış seviyesinde bulunmak da, Allahü teâlânın en büyük nimetlerindendir.

    Bundan başka, insan haklarını tanıyan bir devletin ve hükûmetin ferdi olarak yaşamak, sıhhatte olmak, başkalarına muhtâç olacak derecede fakîr olmamak vesâire gibi onlarca, yüzlerce, hatta binlerce nimet, hep Allahü teâlânın lütuf ve ihsanlarıdır. Bu nimetlerden mahrûm olan milyonlarca Müslümanın, milyarlarca insanın bulunduğunu düşünürsek, Allahü teâlâyı nasıl sevip, şükretmemiz lâzım geldiği kolayca anlaşılır. Yüce Allah, insanlara muhtaç oldukları her türlü nimeti de lütfetmiştir... Cenâb-ı Hak, yarattığı şu mükemmel âlemle, kendi varlığını belli ettiği gibi, kullarına çok merhamet ve şefkat ettiği, acıdığı için, var olduğunu ayrıca Peygamberleri vâsıtasıyla da bildirmiştir.

    Maalesef günümüzde, şu ilim ve teknoloji asrında bile; “Göklerdeki muazzam âlemleri, dünyada gördüğümüz her eseri, dünyanın dönüşünü, gece ve gündüz hâdiselerini, mevsimleri ve her şeyi meydana getiren tabiat kuvvetidir, tabiat kanunudur.” diyerek Allahü teâlâyı inkâr eden kimseler hâlâ bulunmaktadır. İnkârcıların bu sözlerini normal bir aklın, hatta basit bir anlayışın dahi kabul etmesi mümkün değildir. Bunlara sormak lâzımdır ki: “Bu muazzam eserlerin sâhibi yok mudur? İnsanların meydâna getirdikleri en ufak bir eserin, insan şuur ve zekâsının bir mahsûlü olduğunu kabul ediyorsunuz da, bu, akıllara durgunluk veren muazzam eserler, kendi kendine meydana gelmiş olabilir mi? Bu eserlerdeki intizamı ve dengeyi, şuursuz ve donuk tabiat mı meydana getirmiştir?”

    Prof. Dr. Ramazan Ayvallı 25.07.2017



Working...
X